::Pınar Eğitim, Kültür , Sanat ve Gençlik kulübü Derneği & Geleceğin İnşası İçin::
Her şeyin Allâh’ı tesbîh ettiği ifâde ediliyor, bunu açıklar mısınız?

 

Soru:Her şeyin Allâh’ı tesbîh ettiği ifâde ediliyor, bunu açıklar mısınız?      

 

Bir sanatkâr, yaptığı sanat eserini; bir mûcid, îcâd ettiği makineyi arzu ettiği şekilde planlayıp biçimlendirir ve onu en iyi kendisi tanır. Ayrıca her sanatkâr, eserine koyduğu imzâsıyla da dâimâ hatırlanmak, ismini yâd ettirmek ister. Hâl böyle iken mikro âlemden makro âlemlere, atomdan galaksilere kadar bütün kâinâtı yoktan var eden Cenâb-ı Hakk’ın, yarattığı varlıkları, kendisini periyodik olarak zikredecek şekilde tan-zîm etmesi kadar tabiî bir şey olamaz. 

Cenâb-ı Hak, yarattığı canlı-cansız bütün varlıklara kendisini tanıtmış ve onları dâimî bir sûrette zikir ile vazifelendirmiştir. Bütün varlıklar, yaratılışları muktezâsınca kendi hâllerine mahsus bir sûrette Rab’lerini tanırlar ve O’nu zikrederler.

Cenâb-ı Hak bütün noksanlıklardan münezzehtir. O’nun sadece bir « ???? » yâni «Ol!» emri ile her şey oluverir. O’nun için hiçbir güçlük yoktur. O’nun yarattığı bu kadar ihtişamlı bir kâinâtı görüp de bunun aksini düşünebilmek, ancak aklın zaafını ortaya ko-yar.

Rabb’imiz, “el-Hay” ism-i şerîfinin tecellîsi ile, yarattığı bütün varlıklara kendi hâllerine mahsus bir “hayat” nîmeti nasîb etmiştir. Bu cihetten bakıldığında kâinatta esâsen “cansız” denilebilecek hiçbir varlık yoktur. Bitki, hayvan, insan gibi canlıları dik-kate alarak, canlılığın yalnız bunlara mahsus görülmesinin yanında, hakîkatte bir atomun içindeki unsurların cümbüşünü ilâhî muhabbet nazarıyla temâşâ edebilirsek, cansız zan-nedilen bir maddenin aslında sâhip olduğu müthiş canlılığın hayret ve dehşeti içinde kal-maktan kendimizi alamayız. Bu hayranlık, mikro varlıklardan makro varlıklara doğru sü-rekli artarak tezâhür eder.

Ayrıca cemâdât, nebâtât ve hayvânât, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’i ve diğer peygamberleri de tanırlar. Bu hâl, nebevî mûcizelerde dâimâ müşâhede edilmiştir. Onlar yeri geldiğinde taşa, asâya ve benzeri cansız varlıklara Allâh’ın lutfuyla âdeta ruh vermişlerdir. Bu sebepledir ki Ebû Cehl’in elindeki taşlar, Peygamberimiz’in mûcizesi ile dile gelmiş, O’nun peygamberliğini tasdîk etmiş ve Hakk’ı zikretmiştir. Hazret-i Mûsâ’nın elindeki asâ ise yine Allâh’ın lutfuyla ejderhâya dönüşmüş, Firavun’u korkutmuştur. Yine bir zamanlar Kızıldeniz, ilâhî emre boyun eğe-rek Hazret-i Mûsâ ve ashâbına yol olmuş, buna mukâbil sıra Firavun ve askerlerine gel-diğinde ise, onları tanıyıp helâk etmiştir. Mescid-i Nebevî’deki hurma kütüğü, Rasûlullâh’a hasretinden inleyerek ağlamıştır. Ayrıca birçok hayvan da, kendilerine zulmeden sahiplerini, yine Rahmet Peygamberi Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e şikâyet etmişlerdir.

Hazret-i Mevlânâ ne güzel söyler:

“Taş parçalarının azîz Peygamber Efendimiz’e ve asânın da Hazret-i Mûsâ’ya itaat etmeleri, diğer cansız sandığımız varlıkların da Hakk’ın emrine nasıl boyun eğdik-lerini haber verir. 

Onlar derler ki: «Biz Allâh’ı biliyoruz ve O’na itaat ediyoruz. Biz rastgele yara-tılmış boş şeyler değiliz. Biz hepimiz Kızıldeniz’e benzeriz. O, deniz olduğu hâlde batırıp boğacağı Firavun ile İsrâiloğulları’nı tanıyıp ayırt etti.»

Nerede bir ağaç ve taş varsa, Hazret-i Mustafâ’yı görünce apaçık selâm vermişti ya. İşte cansız bildiğin her şeyin de canlı olduklarını böylece bil!..” 

Yâni sadece insanlar ve cinler değil, hayvânat ve hattâ cemâdâta kadar bütün varlıklar, yüzü suyu hürmetine yaratıldıkları Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i ilâhî bir sır ile tanırlar. O’na sonsuz bir muhabbetle kayıtsız şartsız itaat ederler. Fakat dünya hayatındaki imtihan sırrına binâen insanoğlunun gözlerine çekilen gayb perdesi, bunun fark edilmesine çoğu zaman mânî olur. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in bizleri gafletten uyandırıcı şu hadîs-i şerîfleri ne kadar ibretlidir: 

“Cinlerin ve insanların isyankâr olanları dışında, yerde ve göklerde bulunan bü-tün varlıklar, benim, Allâh’ın Rasûlü olduğumu bilirler.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, III, 310)

Bu da gösteriyor ki Allah ve Rasûl’ünü tanıyıp itaat etme keyfiyeti sâdece insana mahsus değildir. Bilâkis bu hususta diğer mahlûkâtın, gayr-i irâdî olarak daha ileri sevi-yede bulunduğu bile söylenebilir.

Âyet-i kerîmede Cenâb-ı Hak bu gerçeğin bir başka varlıktaki tezâhürünü de şöyle bildirir:

“...Kuşları ve tesbîh eden dağları da Dâvud’a boyun eğdirdik. (Bunları) Biz yapmaktayız.” (el-Enbiyâ, 79) 

Rabb’imiz âyetlerinde gâfilleri uyandırmakta, yarattığı her şeyin kendisini tanı-dığını ve bizim idrâkimiz dışında bir hâl lisânı ile zikretmekte olduğunu bildirmektedir. Mahlûkâtın zikrini işitebilmekse, ancak ibâdet, zikir, tesbîh ve samîmî bir kulluk hayatı netîcesinde gönlün saf hâle gelmesi ve böylece gaflet perdelerinin kalkıp hakîkat âlemine vâkıf olmasıyla mümkündür. Yûnus Emre Hazretleri’nin sarı çiçekle sohbeti de bu kabîldendir. Büyük Hak dostu Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin şu kıssası, bitkiler âleminin de zikrullâh ile meşgûl bulunduklarını ne güzel ifâde eder: 

Birgün Üftâde Hazretleri, müridleriyle beraber bir kır sohbetine çıkmıştı. Emri üzerine bütün dervişler kırın en güzel yerlerini dolaşarak hocalarına demet demet çiçek getirdiler. Ancak Kadı Mahmud Efendi’nin elinde sapı kırılmış, solgun bir çiçek vardı sâdece... Diğerlerinin ellerindekileri neşeyle hocalarına takdîminden sonra Kadı Mahmud, boynunu bükerek bu kırık ve solmuş çiçeği Üftâde Hazretleri’ne takdîm etti. Üftâde Hazretleri diğer mürîdânın meraklı bakışları arasında sordu:

“–Evlâdım Mahmud! Herkes demet demet çiçek getirdiği hâlde sen niçin sapı kı-rık, solgun bir çiçek getirdin?” 

Kadı Mahmud edeple başını önüne eğerek cevap verdi: 

“–Efendim! Size ne takdîm etsem azdır. Ancak hangi çiçeği koparmak için elimi uzattıysam, onu «Allah, Allah» diye Rabb’ini zikreder hâlde buldum. Gönlüm onların bu zikirlerine mânî olmaya râzı gelmedi. Çâresiz ben de, zikrine devâm edemeyen bu çiçeği getirmek zorunda kaldım.” 

Hazret-i Mevlânâ buyurur: 

“Kuşların sultanı leylektir. Onların «lek, lek»leri nedir, bilir misin? O: 

Hamdü lek, şükrü lek, mülkü lek, yâ Müsteân! (Yâni hamd Sana, şükür Sana, mülk Sen’in ey kendisinden yardım beklenen Rabb’im!) demektir.”

Muhyiddîn-i Arabî -kuddise sirruh- da bu hususta şöyle buyurur: 

“Bütün varlıklar kendilerine has bir sûrette Allâh’ı zikrederler. Fakat bu hususta varlıklar farklı seviyelerdedir: 

Mahlûkât içinde gafletten en uzak olanı cemâdâttır. Çünkü onlar, yemek-içmek ve hava teneffüs etmek gibi ihtiyaçlardan müstağnîdirler. 

Cemâdattan sonra nebâtat gelir ki, ihtiyaç başlar. Zîrâ, toprak, su ve güneşten aldıkları gıdâları ilâhî tâyinle terkîb edip rengârenk çiçekler, yapraklar ve meyveler vücûda getirirler.

Daha sonra hayvânat gelir. Bunların hayatî fonksiyonları nebâtâttan daha ge-lişmiştir. Bundan dolayı ihtiyaçları çoğalmıştır. Nefsâniyet artmıştır. 

İnsanın ihtiyaçları ise bitmek tükenmek bilmez. Benlik, hayaller ve dünyevî ihti-raslar onu devamlı gaflete sevk eder.”

Kâinat sayfalarındaki sır ve hikmetleri gerçek mânâsıyla telâkkî edebilmek, ancak gönül âleminde derinleşmeye bağlı bir keyfiyettir. Gönül gözüyle yeryüzüne ve semâya nazar eden bir mü’min, kalbinin bambaşka bir hissiyât ile dolduğunu fark eder. Kur’ân-ı Kerîm, göklerde ve yerdeki her şeyin Allâh’ı zikir ve tesbîh hâlinde olduğunu îlân et-mektedir. Göklerin, yerin, dağların, ağaçların, çimenlerin, güneşin, ayın, yıldızın, yıldırımların, hayvanların, yuvarlanan taşların, hattâ yere düşen sağlı sollu gölgelerin sabah-akşam secde ettiğini şöyle bildirir: 

“Göklerde ve yerde bulunanlar da onların gölgeleri de sabah akşam ister is-temez sadece Allâh’a secde ederler.” (er-Ra’d, 15)

“Allâh’ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? Onun gölgeleri, küçü-lerek ve Allâh’a secde ederek sağa sola döner.” (en-Nahl, 48)

Âyet-i kerîmeler, önümüze son derece ihtişamlı bir manzara sermektedir. Bu manzarada secdeler, gölgelerin de iştirâkiyle çift hâldedir. Yâni biri varlığın; diğeri de o varlığın gölgesinin olmak üzere aynı anda çift secde... Kâinâtın her zerresi, inanarak veya inanmayarak hep birlikte Rabb’e ibâdet için secdeye varmış ve kendisini Hâlık’ının huzûrunda vazifesini îfâ etmeye vermiş... Bütün kâinât secdedeyken, hattâ münkir ve gâfillerin varlıkları bile gayr-i irâdî Hak Teâlâ’nın irâdesine râm olmuşken, heyhât ki o gâfillerin kalpleri, inkâr ve mâsiyetin gaflet ve şaşkınlığı içindedir!.. 

Hak Teâlâ diğer bir âyet-i kerîmede de şöyle buyurur:

“Görmez misin ki; göklerde ve yerde olanlar; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allâh’a secde ediyor. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur...” (el-Hacc, 18)

Görüldüğü gibi varlıklar ve hattâ cansız denilen cemâdat, hep tesbihât hâlindedir. Ne yazık ki insanların bir kısmı Allâh’ın zikrinden gâfil kalmaları sebebiyle azâba dûçâr olacaklardır. Gerçekten cihandaki her şey Hâlık’ını tanımakta, kuşlar bile ibâdet ve niyazlarını bilmekte, dağlar, dereler zikir ve tesbîhe devam etmektedir. Hâl böyleyken kâinâtın bu ihtişamlı zikir, tesbih ve ibâdet programı karşısında bile insanın intibâha gelmemesi ve bu ibretli manzaradan hisse alamayıp alık ve abus bir hâlde Hakk’ın zik-rinden gâfil kalması, insanlık haysiyetiyle bağdaşmayan çok hazin bir durumdur.

Yâ Rabbî! Günlerimizi ve gecelerimizi zikrullâhın bereketiyle tenvîr eyle! Seherlerin feyiz yağmurlarıyla gönüllerimizi ihyâ eyle! Zikrullâhın ihtişamlı hakîkatinden hisse alabilmeyi cümlemize nasîb eyle! Sen’in azamet-i ilâhiyyeni id-rakten mahrum kalanlara da hidâyet eyle! Seherlerde Sen’i zikredenler hürmetine vatanımızı ve milletimizi şerirlerin şerlerinden muhâfaza eyle!

Âmîn!..



9.10.2012 23:59:44



Yorumlar
Yorum bulunamadı.


Yorumlarınız



Duyurular

Son Başvuru Tarihi: 10.04.2013 Mektup Teslim Yerleri: Merkezsev-Pınarder



Üniversite Öğrencileri Arası Yarışma Yarışma Tarihi:25.05.2013



Konuşmacı: Sn. Bünyamin GÖKÇE Tarih: 14 Mart 2013 Perşembe Saat: 20.00



Web sitemizin tasarımı yenilenmiştir.



Günün Sözü
E-mail Listemize Katılın

Arama
Faydali Linkler



Aktif : 1
Bugün : 12
Toplam : 147223

Kılınçarslan Mah. Otlukbeli Sok. No:5 Selçuklu/Konya

TEL: (0 332) 351 97 24  EMAIL: bilgi@pinarder.org

Konya Bilişim Hizmetleri
sevgiliye hediye sevgiliye hediyeler sevgiliye hediyeler Sevgiliye Kitap konya web tasarım anfi konya evden eve taşımacılık kırıkkale web tasarım konya güzellik salonu, konya güzellik salonları, konya güzellik merkezi gördes haber
Kamagra schweiz levitra kaufen kamagra effekt cialis generika viagra alkohol cialis 5 mg cialis pris cialis vs viagra cialis flashback cialis preis viagra online viagra bestellen kamagra online kamagra sverige Kamagra kaufen viagra dosering levitra generika kamagra tjejer levitra fass